Bir kaplan hırsında kıvrılır sokak,
Artık parke taşlarınca soğuğuz.
Şu kısık sesleri duyurmak için;
Seni, coşkun heveslere dalarak
Arıyoruz köşe bucak, yok musun?
Pişmanlıklar sayısız.
Işıksız evlere tek penceresin!
Yokluğunu hissetmeyen kaleme,
Yanlış basan bu tuşlara dargınız.
Üstümüze yağan acı bir sağnak,
Yakıp yıkan bir fırtınadır gelen.
İnsan, geçen mevsim ve düşen yaprak ..
Sihrine uzak zamanda bir hal var :
Ve biz bize kırgınız.
Uzak-yakın gelişini bekleriz,
Asık yüze güller gönderen sesin!
-Ki artık biz, müjdesiz ve yorgunuz-
Merâmımız duyulmaz mı ne yapsak?
Hangi yerler, hangilügatlerdesin,
Rengini, tadını unuttuğumuz?
Mâtemlerle durgunuz.
“Huzur?!” feryâdında günler pek uzun ..
Ve kimbilir.. ne zaman duyuluruz?
2
Yanık kokusunda depreşir toprak,
Dağlarla yarışır bir sözün aksi :
Ne zamandır ümitlere sürgünüz?